bazı evlerde söylenirken yarım kalmış şarkılarınız vardır
ve o evlerde kendinize söylediğiniz çok acımasız büyük yalanlar
köpeklerinize atılmış ıslıklarınız duruyordur bahçelerinizde hala
ve aynalara hiç yansımayan -sizin göremediğiniz-ölü suretleri o evlerin içinde
odalarında şuh kahkahalar vardır çınladıkça kalbinizi bıçak gibi kesen
hayatınızı zehretmek için uğraşan kötü insanların beddua dolu fısıltıları
hatta herkesten ve her şeyden gitmiş kadınların anlamadığınız ilahileri
çünkü siz, ötekiler ve ruhlarınız; acıyla yoğrulurken hep çaresizdiniz
işte biz geceleri bu yüzden terk ediyoruz sessiz kalan bütün evleri
böylece geçmişin bize yazılmış mirasına diklenip ona kafa atıyoruz
ara sıra sevgilimizi gördüğümüz yerde görmezden geliyoruz üstelik
bazen en yüksek apartman çatılarına çıkıp oradan kendimize bağırıyoruz
üşenmeyip sızlanıyoruz yanımızda gezip bizi umursamayan meleklere
her şey bizimle gidiyor ve hiçbir şey bizimle geri gelmiyor sanki
vakitsiz havlayan köpekler gibi çok zaman zamansız konuşuyoruz
hem zaten kaç kişi kalmıştır bizim çocukluğumuzu hatırlayan şimdi
biz ikimiz; yani ben ve o değiştirilmesi teklif dahi edilemez güzel yazgım ;
birbirimizden bunaldıkça kendi aramızda büyük kavgalar çıkarıyoruz
ah bir irin gibi sıkıp boşaltsak içimizden bu yalnızlığı