bırakın da biraz da ben övüneyim çılgınlığımla zaten beni kim durduracak kapılarını kapatmış ruh hekimleri aklın diğer yanında otağ kurmuş insa..
Zaman dediğin şey, şehrin yeraltında akan bir tren gibi. İstasyona uğruyor, duruyor sonra bir anda kapılarını kapatıp gidiyor. Sen daha biletini bulamada..
Bir aslan, sesi yokmuş gibi kükredi kulağımda. Anlatacak çok şeyi vardı; Sesleri ağrımasa… Bir dağın yamacına yaslandı. Yavrularına bakıyordu..
Mesele bir yere yerleşebilmek değil, sana ait bir sandalye olmamasına rağmen oturacak bir yer aramaktır. Mesele bir yere tutunmak değil, elbet ..
öyle bir unutmak var ki içimde unutmak kim diyorum unutmak kim satırları, yolcuları ya da yolculukları trende miyim bilemedim unutmak bo..
elin çok güçlü senin bunu bil isterim sakın gölge düşürme kanadına çünkü bir kez kararınca ışık ne toprağa basar ayağın ne göğe erer umudu..
Sonunda anladım İnsan ta kendisi şeytanın Karmaşık bir sürecin yamacındayken Nefsim kulaklarıma öfke fısıldıyor Sorgusuz aklım karışıyor bird..
Bir kuşun açlığıyla kondum zamanın dalına. Kursağımda acı söz kırıntıları. Bir nehre daldım o gün. Üzerinde peri kuşlarının oynaştığı, güneşin ışığ..
Siz bilmezsiniz bunları, bilmezsiniz Yürürüz aynı yolda, ama farklı evrenlerde. O hevesler ki, camdan bir kuşun incecik kanadı, Kırarlar..