ezgi uzan ezgi uzan

Kimsesizler Sokağı

İçimdeki kasırgaların daha kaç benliğimi evsiz bırakacağını bilmeden, kimsesizler sokağında bilinmezliğe doğru; arkama bakmadan, geri adım atmadan yürümeye devam ediyorum.

Soğuk gerçeklerden ürpermiş titrek yüreğim, yalnızlığın çaresizliğini haykıran iç yakarışlarım ve yaşam ışığını yitirmiş yaşlı gözlerimle birlikte…

Üzerime çiseleyen yağmur, her adımda geride bıraktığım benliğimin ayak izini siliyor ve her siliniş, aslında kendimden yok olan bir parçaya dönüşüyor.

Belki de bu yürüyüş bir kaçış değil, kendimle yüzleşmenin en çıplak hâli.

Kırık dökük cesaretimle taşıyorum kendimi;

kimliğini kaybetmiş bir umut gibi,

yeniden doğacağı günü bilmeden…

Ne bir yere ait hissediyorum ne de vazgeçebiliyorum. İçimde büyüyen boşluğu, hâlâ var olmak için çabalayan ufak ümit kırıntılarıyla doldurmaya çalışıyorum.

Tüm bu karmaşanın ortasında, sessiz haykırışlarımı duymazdan gelerek; içimdeki beni bulmak için vazgeçmeden yürüyorum.

Kim bilir, sonu ya yok oluş ya da yeniden doğuş…

Fakat her ne olursa olsun, ikisi de yeni bir başlangıç; bir sonun içinden doğan yeni bir bene, yani bilinmeze…

Yürüyorum işte;

ya yeniden doğuşa

ya da yeniden yok oluşa…

devamını oku