ne onun ne bunun
arada kalmış birinin eşyası gibi
askıda bir kalp
ince bir yerden tutunmuş
kırılmadan dönüyor rüzgârda titreyerek
kendi gölgesine uzak, sessiz, camdan bir nabız gibi…
tutunmaya razı değil zaman
paslı bir çivi gibi olmuş
askıdaki kalbe batıyor
değmeden, dokunmadan, sevmeden
alttan alttan uğultular, isimler, yüzler geçiyor…
gecenin ipi çok ince
yıldızlar bile tutunamıyor
gerilmiş bir sessizlik ağırlaşıyor boşlukta
eğriliyor ses, eğriliyor özlem
çağırıyor :
ayda mısın ya kamer!
kalp askıda bekliyor…