Bir buluta dokundu
dudaklarım,
kalbim firari...
Çarmıha geriyorum
dilime düşen bütün
kelimeleri.
Solumdaki kuş sus pus!
Kaç yama tutar bir yürek,
kaç darbede gömülür ruhum?
Boy verirken en nadide
çiçekler dilimde,
susmak en büyük işkence
bil ki...
Sayfalarca sus pus oldum,
sustukça büyüdüm,
sustukça kendime büründüm.
Avaz avaz bir sessizlikte,
içime haykıra haykıra her
arzuma bin kilit vurdum.
Her ilmeğine hayalinin
düştüğü bir atkı ördüm sana,
gülümsemene sarmadan,
ben gibi atıp bir köşeye
unutacağını bile bile..
Ben sıcağımı kışına emanet
etsem de,
aklının köşesine bile
düşmeyeceğim
farkındayım.
Şimdi gözlerimde bir pus,
artık hiç konuşma sen de
sus!
Sadece bende kalan
kadarsın sen,
kendime en yabancı gecelerden
hatırladığım...
Yaz günü kışı yaşatan
kalbime küsüp,
kar yağarken içime
zihnimdeki yangına yenik!
Öylesine ters köşe,
öylesine vazgeçilmez bir
yazgısın,
dönüp dönüp,
ismini sayıkladığım...