Akşam güneşi, yeni yetme çam filizlerinin arasından yavaş
yavaş günbatımına düşüyor. Mavi patiska giyen gökyüzü son yağmur bulutlarını soyunmuş
ve çırılçıplak. Kibrit kutusu büyüklüğünde çam başkarası hiç susmuyor. Ahenk ve
ses onun mesleği.
İşte ruhum baştan çıkıyorsun!
Rakı, balık yapmış sarhoş bir martı. Ufukta göründü.
Yalpalıyor. Yuvasına yaklaşırken tiz sesler çıkarıyor. Yuvaya konunca kopan
hengâme. Bacalardaki bütün martılar şerefine havalanıyor. Şu kırlangıç
milletini anlamak zor. Geometrik çizgilerle yürekleri ağza getiriyor.
Kargalar bahçenin velisi kırlangıçlar gökyüzünün
delisi.
Batıdan Güneye yükselen bir yolcu uçağı. Küçük siyah
bulutun arkasında nokta kadar. Yaklaştıkça göz bebeklerim küçülüyor uçak
büyüyor. İçinde kim yolcudur kim hancı kim bilir? Bilge martı gerinerek
yolcuları selamlıyor.
Aynı dünyalı değil miyiz?
Ocak değil Şubat değil Mart hiç değil. Sevişme mevsimi
geçti. Kırmızı-pembe gül korteji yolundan dört kedi peş peşe yürüyor. İstikamet
daldan dala konan zevzek kargamel. Onu bir yakalasalar kanatlarını yolarak iğde
dalına asacaklar. Kargamel aklını kullanarak bir sihirle kayboluyor. Bulan
pisiye akşam güneşi bedava.
Bal arısı kardeş! İşkolik. Limon çiçeğinden nar
çiçeğine gezgin avane. Kovana dönmeyi unuttu. Yorgun argın kanatlarında bir
döngünün yükü. O yükle havalandı. Gözden kaybolduğunda güneş dağın arkasına
sarkıyordu.
Küçük Siyah Bulut! Kımıltısız. Ben ona bakıyorum o
bana. Şekilden şekile giriyor. Bir çehre, bir isim, bir ruh, bir anı, bir aşk!
Bir şeye iyi bakın o size sırrını verir derler.
Bakıyor. İyi bakıyorum. O sırrı öğrenerek kalbime saklıyorum. Sonra sert bir
esinti. Küçük siyah bulut hasretimde kayboluyor. Yüreğim mavi, aşk sıcak. Ne
zaman seni hatırlasam yaz geliyor.