Bahçemden kopardılar beni,
Bir teneke kutuya koydular.
Önce bir avuç su verdiler
Sonra biraz kokladılar, sevdiler.
Arada bir şarkı söyledikleri de oldu
Hani insan kendi kendine konuşmayı yakıştıramaz ya
Benimle konuşup, yarenlikte yaptılar
Hatta dedikodularına bile ortak ettikleri oldu
Ben de insan seslerini rüzgârın sesine karıştırıp
Kendimi bahçede sılada sanırdım
Oysa ben bir serçenin sesiyle büyüdüm
Kelebeklerle dans ettim
Sabahın çiyini yapraklarımda taşıdım
Herkes telaşla işe giderken
Ben güneşi dallarımın arasından uğurladım hep
Sonra bir sabah yok oldular.
Balkonun bir köşesinde unuttular beni.
Günler geçti gelen olmadı,
Çaresizce boynu bükük bekledim.
Her gün biraz daha bekledim.
Susuzluktan dalım, yaprağım kurudu
Toprağım çatladı sessizlikten
Karıncalar su taşıdı feryadıma
Gece olunca ay ışığına sordum,
“Unutulmak böyle bir şey mi?” diye.
Her şeye aldırmam belki ama
Beni böyle yalnız bırakıp gitmeleri
Çok üzdü.
Çünkü bazen kurutan susuzluk değil,
Unutulmaktır bir canı solduran.