gürsel akbulut gürsel akbulut

Sürgün Çiçek

Bahçemden kopardılar beni,

Bir teneke kutuya koydular.

Önce bir avuç su verdiler

Sonra biraz kokladılar, sevdiler.

Arada bir şarkı söyledikleri de oldu

Hani insan kendi kendine konuşmayı yakıştıramaz ya

Benimle konuşup, yarenlikte yaptılar

Hatta dedikodularına bile ortak ettikleri oldu

Ben de insan seslerini rüzgârın sesine karıştırıp

Kendimi bahçede sılada sanırdım

Oysa ben bir serçenin sesiyle büyüdüm

Kelebeklerle dans ettim

Sabahın çiyini yapraklarımda taşıdım

Herkes telaşla işe giderken

Ben güneşi dallarımın arasından uğurladım hep

Sonra bir sabah yok oldular.

Balkonun bir köşesinde unuttular beni.

Günler geçti gelen olmadı,

Çaresizce boynu bükük bekledim.

Her gün biraz daha bekledim.

Susuzluktan dalım, yaprağım kurudu

Toprağım çatladı sessizlikten

Karıncalar su taşıdı feryadıma

Gece olunca ay ışığına sordum,

“Unutulmak böyle bir şey mi?” diye.

Her şeye aldırmam belki ama

Beni böyle yalnız bırakıp gitmeleri

Çok üzdü.

Çünkü bazen kurutan susuzluk değil,

Unutulmaktır bir canı solduran.

devamını oku