İnsan ne bekler ki hayattan. Birini sevmek, birine şiir yazmak, roman okumak, bir sokak köpeğini beslemek, ne bileyim bir ırmağın kıyısında çay içmek, bir çocukla salıncağa binmek, denizin kıyısında rüzgârda kurumak, bir saç teline parmağını dolamak, bir gözün güzelliğinde kaybolmak.
Bu kadar kötülüğün hüküm sürdüğü bir dünyada, sevdiğiniz insanlarla, sadece insan olduğunuzu hissettirecek geride güzel anılar bırakmak zor mu? Belki de sevgiyle örülü başka bir iklim yaratmak. İyiler için bu bir ideal olabilir. Hayatı anlamlandıracak bir hayal belki de bir düştür. Kim bilir belki de bir tamirci çırağının, insan mutluluğunun çarpık kaportasını düzeltmeye çalıştığı rüyasıdır.
İnsan ne bekler ki hayattan…
Beklenti, bunun tersine kötülük hırkasını sırtına geçirmek, iyiyi ve insanı değersizleştirmek, egoyu şişirmek, birikmiş güzel anıları hiçleştirmek ise; bu da bir yaşam biçimidir. İmkânsız değildir. Üstelik çok kolaydır. Bu durumda kötüler için yapılabilecek bir şey yoktur elbette. Neyin güzel ve anlamlı olduğuna zaman karar verir. Anılar seyircidir sadece.
Güvensizlik nedeniyle hiç kimseye güvenemeyecek miyiz yani? Birileri sevgisiz merhametsiz diye sevmeyecek miyiz? Acıma duygumuz hiç olmayacak mı? Ne yapacağız?
Dünyayı sen mi kurtaracaksın? Elbette ben kurtarmayacağım ama sorarım herkese peki kim kurtaracak? İnsan olmanın sorumluluğundan kaçacak veciz sözlere ve insanlara inanmamı mı bekliyorsunuz? Neden hiç kimse demiyor dünyayı ben kurtaracağım? En azından, küçücük kendi dünyasını kurtarmak kâfi gelmeyecek mi kişiye?
Yani ben, yani sen ve o; hayatı anlamsız kılanlara karşı, köpek balığının saldırısından kurtulmak için bir bütün oluşturan milyonlarca balıktan biri olamayacak mıyız yani? Gökyüzünde uçan sığırcık sürüsünün içinde biri bile değil miyiz?
Düşünün ki bir ormanız. İçimizde çeşit çeşit ağaçlar var, bin bir çeşit kuş, var çiçek var. Rüzgârın sesi yağmurun kokusu var. Yabani çilekler var, karıncalar var. Çürük ağaçları temizleyen bir karınca kadar yeteneğimiz yok mu bizim? Kim ister ki; hayattan umut ve ormandan güzellik beklemek dururken, ormanı ateşe verenden yana olmayı. Bırakın nefretin, şiddetin ve anlamsızlığın fotoğrafı sizden çok uzakta ve ateşte kalsın.
Ben, sen ve o…
Kâinatta bir karınca gibi yaşamaya çalışırken, yanmamış ormana benzeyen güzel anılar biriktirmeliyiz. Ben ki tamircinin çırağıyım say ki rüyamdır.
Ben, sen ve o…
Sen ki beni unut ama rüyamı sakın unutma!