ezgi uzan ezgi uzan

Aidiyyet

Mesele bir yere yerleşebilmek değil,

sana ait bir sandalye olmamasına rağmen oturacak bir yer aramaktır.

Mesele bir yere tutunmak değil,

elbet bir gün yeşereceğini sandığın bir dala tutunmaya çalışmak

ve tutunamadığını fark ettiğin hâlde rüzgârda savrulmaktır.

Mesele bir yere ait olmadığını hissetmek değil,

içten içe ait olmadığını bildiğin hâlde

kök salamayacağın bir saksıda kalmak

ve seni büyütecek bir damla suyu hayatın boyunca beklemektir.

Mesele bir alborada paramparça olsan da

kıyıya doğru ilerleyebilmek değil,

bir ufak umut kırıntısı bulma keşfine çıkmaktır.

Oysa ne basittir saksıyı değiştirmek,

ne basittir yeni bir masada oturmak,

ne basittir yeni kıtalara yolculuk yapmak…

Her şey bu kadar kolayken, sahi nedir mesele?

Bazı şeyleri anladığın hâlde anlamamazlığa gelmek mi?

Gerçekleri gördüğün hâlde üzerini beklentilerle örtmek mi?

Belki de mesele, dışarıda bir yer aramayı bırakıp

içindeki sesi duyduğunu kabul etmektir.

Belki mesele, hep başkalarına tutunmaya çalışırken

aslında kendine bile dokunamadığını fark etmektir.

Ve belki mesele, tüm soruların arasından sessizce yükselen o cümledir:

“Ben nereye aitim?”

Belki de cevap hiçbir zaman bir yer değildir.

Sadece kendin olmak, kendine aidiyet kurmaktır.


devamını oku