Bende takvimler hep eksik
bir günü koparılmış duvarlardan öğrendim zamanı.
Pencere dediğin
bir kuşun vazgeçtiği yerdir bazen,
bazen de gökyüzünün
yanlışlıkla içeri sızması.
Dokunmadım
çünkü dokunmak cesaret ister,
ben çoğu gün sadece bekledim.
Beklemekten öğrendim
bir insanın ne kadar sessiz çoğalabileceğini.
Avuçlarımda pas tadı var,
bir demirin hatırası gibi.
Ama hâlâ
bir ağacın içini merak ediyorum,
çiçek açmadan önce
ne düşündüğünü mesela.
Bana elini uzatma,
bana zamanı uzat.
Bir sabahı mesela,
kimsenin saymadığı bir sabahı.
Üzerinde acele olmayan,
üzerinde üniforma taşımayan.
Bir haber gönder bana
sesini bulaştırarak.
Ülke kokan bir ses olsun,
tozlu yollar, erken akşamlar,
annemin sustuğu yerlerden geçsin.
Ben ateşi çalmadım,
ateş zaten içimdeydi.
Sadece söndürülmeye çalışıldı
uzun uzun.
Yanmakla yanık olmak arasındaki farkı
orada öğrendim.
Eğer gelirsen
bahar gibi gelme,
bahar zaten herkesin.
Sen eksik bir mevsim gibi gel,
adı bende saklı kalsın.