Öpüp de başıma koyamadım fermanını
pelesenkli dillerin çözemedim dermanını
on iki yıldır dinmeyen figanını
dindiremedim
insanlığımın toyluğunda
hiç büyümedim ağlamsı feryatlarımla
yaşım başımı eğmedi toprağın alnına
dudaklarım varmadı zikrimin bağına
yediveren ihsanın olmayınca
şerbetler yapamıyorum
gitse başımdan öfkemin zılgıt çeken hoyratlığı
gelse gönlüme sükûtun dinginleyen haylığı
bağrım yarıldı bohemli şatafatlarla
arşınlıyor semayı sinapslarım afatlarla
hiç kimsesiz kalmış aklımın sınırlarında
kendimi avutamıyorum
dizimleniyor boğazıma küfrün en soysuzu
halaylanıyor utançsız ifritin arsızı
sezimleniyor dimağımın engin burçları
yetimlendi kelâmım ölgünç ihtiraslardan
var ile yok arası kulağıma çalan selâdan
ferahlanıyor ruhumun istilâsı
adı güzeller taht kuruveriyor yüreğime
yediden yetmişe tutunarak
sükûta varıyorum