ebru oğuzhan yeter ebru oğuzhan yeter

Bir Varmış Bir Yokmuş

Çocukluğumun masallarından çıkamıyordum

Her şey bir varmış bir yokmuş gibi başlıyordu

Ya bir tilkinin kuyruğuna takılıyordum

Ya da nenemin dizinde uykuya dalıyordum


Sobanın başında toplanırdık kış geceleri

Pencerede kar taneleri dans ederdi usulca

Nenemin sesi zamanın içinde yankılanırdı

Eski bir radyodan yükselen türkü gibi

Bir varmış bir yokmuş


Usumda hiç susmuyordu masal anlatıcı

Cümleler coşarken sözcükler bir devin ayağına takılıyordu

Bir pencerede Peri Padişahı’na rastlıyordum

Köyün dar sokaklarında yankılanan ayak sesleri

Bir arkası yarında canlanıyordu 

Bir varmış bir yokmuş 


Bazen bir bez bebek olurdu masallarımın kahramanı

Hep garip olana ezilirdi yüreğim 

Kırmızı başlıklı kıza üzülürdüm 

Bazen atlı kızaklar, uzak diyarlara götürürdü beni

Bazen de kâğıttan kayıklar yapardım

Hayallerimi bir dereye salardım usulca

Bir varmış bir yokmuş 


Sonra bir ses yükseldi içimden

Dur! Gitme masalların peşinden

Bir var olup bir yok olma

Bırak çocukluğunun kuytusunda kalsın anılar 

Öyküye aç yüreğini kendini bul yazdıkça


O günden beri kelimeler düşüyor içimden

Kağıda dökülüyor her anı, her hayal, her yaş

Masalların içinde büyüdüm

Öykülerin peşine düştüm soluksuz

Bir varmış bir yokmuş


İyi ki yüreğimin sesini duymuşum

İyi ki çocukluğumun masallarında yoğrulmuşum

Şimdi şiir tadında yudumluyorum 

Bir varmış bir yokmuş...


devamını oku