şule yusuf şule yusuf

Başlamamış Şeylerin Ülkesi

Bir sabah…

Takvimden bağımsız bir sabah…

Güneş başka bir yerden doğsun istiyorum. Kuşlar, ezberledikleri dalları terk etsin; rüzgâr, eski mektupların yönünü değiştirsin. Zira her şeyin bir alışkanlığı var; denizin kıyıya, gölgenin duvara, akşamın pencerelere yaslanışı gibi.

Her şey sonsuza dek aynı biçimde güzel kalmak zorunluluğundan kurtulsun mesela. Biraz da bilinmeyene yakışmalı insan, haritası olmayan yolların şaşkınlığına…adı henüz konmamış çiçeklerin kokusuna…bir başka göğün altında uyanmanın sersemliğine…

Düşünsene, bir gün bütün saatler susacak, zaman kendi kabuğundan çıkıp başka bir biçimde akacak içimizden.

Belki bir istasyonda unutacağız bize ait sandığımız eski telaşları. Bir tren geçecek, pencerelerinde tanımadığımız hayatlar aydınlanacak. Kim bilebilir, aradığımız şeyin varacağımız yer olduğunu. Yol boyunca içimizde uyanan o eski ama hiç yaşanmamış duygudur belki de yol.

Bazı kapılar açılmak için değil de insana başka kapıların da var olduğunu hatırlatmak için bekliyor gibi.

Ve hiçbir ömür, tek bir hikâyenin sınırlarına sığacak kadar küçük değil.

O zaman biraz da başka türlü aksın nehir; yosun tutmuş taşların üzerinden yeni bir şarkı geçsin mesela. Bırakalım, gökyüzü alıştığımız maviden taşsın, mevsimler birbirinin düşüne karışsın. Bir narçiçeği büyüsün hiç beklenmedik yerde…

Ömür, kendi küllerinden değil, sonsuz ihtimallerinden çoğalsın… 

devamını oku