cırmalamak puslu aynaları
kapalı kapıları
siyah soluğu
bu pencereyi
bu pencere yeşim
bu kültabağı isli rüzgar
cırmalamak alaca bir perşembeyi
yeşim, gözlerine değen
bir şiiri ağlıyor//cırmalıyor
sökülecek iskeletinden
tuzlu bir yağmur
gece kanaviçe, gece çocuksu
yeşimce bir kelimedir
"cırmalamak"
uzunca.
kendi kendine konuşan bir kelime
boyası dökülmüş duvarlara
puslu aynalara
isli rüzgarlara.